Çin: BM’nin Uygur raporu yasa dışı ve geçersiz, iş birliği kapılarını kapattı

Çin, Birleşmiş Milletler’in (BM) Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Pekin’in insan hakları ihlallerinin ‘insanlık suçu teşkil edebileceği’ görüşünü dile getiren raporu yüzünden “iş birliği kapılarının kapanacağı” şikayetinde bulundu.

Çin’in Cenevre’de  BM nezdindeki Daimi Temsilcisi Büyükelçi Chen Xu, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki insan hakları ihlallerine dair kaleme aldığı rapora, düzenlediği basın toplantısıyla ülkesi adına sert tepki gösterdi.

Ülkesinin BM İnsan Hakları Komiserliği ile artık bu konuda iş birliği yapmayacağını uyarısında bulunan Chen Xu, “İnsan Hakları Komiserliği, bu raporu yayımlayarak; iş birliği kapısını kapattı. Bu rapor yasa dışı ve geçersiz.” dedi.

Bu tür bir raporun yayımlanmasının tüm iş birliği olanaklarına darbe vurduğu görüşünü dile getiren Chen, “Bir tarafta bizimle iş birliği imkanından faydalanırken, diğer tarafta bize bu şekilde zarar veremezsiniz.” dedi.

Çin ile ilgili raporunun BM İnsan Hakları Konseyi’nin gelecek hafta başlayacak oturumlarının gündemine alınmasıyla ilgili olarak Chen, bu toplantılarda ülkesine yönelik alınacak önlemlere kararlılıkla karşı çıkacaklarını bildirdi.

BM İnsan Hakları Komiseri Michelle Bachelet’nin son dönemdeki tutumunun, kendisinin raporun sonuç kısmıyla aynı fikirde olmadığı izlenimi yarattığını belirten Chen, “Eğer onun düşüncelerini doğru bir şekilde okuduysam, rapora katıldığını düşünmüyorum ve bu yüzden rapor son dakikada yayınlandı.” dedi.

Raporda Çin’e yönelik eleştiriler neler?

Uzun süredir beklenen ve 31 Ağustos’ta yayımlanan raporda Çin yönetiminin ‘ciddi insan hakları ihlali’ olarak nitelenen uygulamalarının ‘insanlık suçu teşkil edebileceği’ kaydedildi.

Yüksek Komiser Michelle Bachelet’nin görev süresi bitmeden açıklayacağı sözünü verdiği rapor, son görev gününde İsviçre saatiyle 23.48’de yayımlanmıştı.

48 sayfalık raporda Sincan’da yaşayan 23 Uygur, 16 Kazak ve 1 Kırgız Türküyle detaylı mülakat yapıldığı, konuşulan isimlerden 26’sının 2016’dan bu yana belirli aralıklarla ya keyfi tutuklandığı ya da Çin’in yeniden eğitim kamplarında çalıştırıldığı bilgisi paylaşıldı.

Raporda Sincan bölgesinde “terör ve aşırılıkla mücadele adı altında ciddi insan hakları ihlalleri işlendiği“ ve bu ihlallerin ”insanlık suçu teşkil edebileceği” vurgulanırken, “Hak ihlallerinin dayandırıldığı terörle mücadele kanunları, uluslararası insan hakları norm ve standartları açısından oldukça sorunludur. Bölgedeki yetkililere geniş soruşturma, yasaklama ve baskı imkanı tanıyan bu yasada belli belirsiz, geniş ve ucu açık tanımlamalar bulunmaktadır.” ifadesi yer aldı.

“Kamplardaki muamele endişe verici”

Bölgedeki yeniden eğitim kamplarında tutulanlara yönelik muamelenin endişe verici olduğu, işkence, kötü muamele ve zorunlu tıbbi tedavi uygulandığına dair raporların güvenilir bulunduğu belirtildi.

Komiserliğin eriştiği belgelerin, söz konusu hak ihlallerinin web bilançosunu çıkarmaya yetmeyeceği fakat “yeniden eğitim kamplarındaki ayrımcı ortamın, bu tesislerde insan hakları ihlallerinin geniş eksende yaşandığını doğrulayacak yeterlilikte olduğunun” altı çizildi.

Yeniden eğitim kamplarında tutulan Müslüman azınlığa mensup kişilerin temel insan haklarından mahrum edildiği kaydedilerek, “Dini kimlik, ifade, mahremiyet ve hareket özgürlükleri usulsüzce yasaklanmıştır.” denildi.

Çin hükümetine çağrılar

Çin’in Sincan’daki baskıcı ve ayrımcı uygulamalarının etkisinin sınırları aştığı, tutuklamalar ve eğitim kamplarında zorla çalıştırmalardan ötürü birçok kişinin ailesinden ayrı düştüğü veya baskı ortamından ötürü ülkelerini terk etmek zorunda kaldığı vurgulandı.

Raporun sonunda Çin hükümetine, “yeniden eğitim kampları, cezaevleri ve benzeri tutukluluk merkezlerinde keyfi tutulanların derhal serbest bırakılması”, “Sincan’da aile mensuplarının haber alamadığı kişilerin nerede olduğuna dair bilgi verilmesi”, “terörle mücadele, ulusal güvenlik ve azınlık haklarına dair yasaları gözden geçirecek çalışma planı oluşturulması”, “yeniden eğitim kamplarındaki hak ihlallerinin ivedilikle araştırılması“ ve ”bölgedeki cami, tapınak ve mezarlıkların yıkıldığına dair iddialara somut veriler sunularak açıklık getirilmesi” çağrıları yapıldı.

Rapor 8 ay gecikmeli açıklandı

Komiserlikten 10 Aralık 2021’de yapılan açıklamada, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde Çin’in uygulamalarına ilişkin raporun haftalar içinde açıklanacağı duyurulmuştu.

Açıklamanın ardından aylar geçmesine rağmen raporun yayımlanmaması, Uygur Türkleri başta olmak üzere uluslararası hak gruplarından tepki görmüştü.

BM heyeti, 23-28 Mayıs’ta Çin’e gidip, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ni de ziyaret etmişti.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*